KORUALAN BELEDİYESİ

 

 

 

Ana Menü

 Ana Sayfa

 Başkanımız

 Meclis Üyelerimiz

 Muhtarlarımız

 Aşık Ömer

 Mesaj Defteri

 Tarihçe

 Tarım

 Faaliyetlerimiz

 Bağlantılar

 Kasabamızı Tanıyalım

İLETİŞİM

Tel:0332 4146179

Fax:0332 4146195

korualan@hotmail.com

 

 

 

        

 

 

 

AŞIK ÖMER

Kasabamızın yetiştirdiği  en büyük halk şairidir.Eskiden yeterli imkan  olmadığı için tam olarak bir araştırma yapılmadığı için  bilgimiz yoktu.Fakat özellikle son yıllarda Kasabamzın yetiştirmiş olduğu araştırmacı yazarlarımız  sayesinde  yeni bilgi ve belgelere ulaşıldı.Bu bilgiler  Aşık Ömer in kesinlik Gezlevili  olduğunu  bize  kanıtlamıştır.Değerli arkadaşımız  Harun ŞEKER'in yapmış olduğu  çalışmaları sizlere  sunuyoruz.

 

                                                          

                                                                AŞIK ÖMER

 Aşık Ömer, Konya'nın Hadim ilçesinin Gezlevi (Korualan kasabası şuanki adı) köyünde 1620-1621-1651 yıllarında doğmuş olduğu rivayet edilen halk şairi. Ölüm tarihiyse 1707 olarak rivayetlere geçmiştir.

Divan şairlerinden oldukça etkilenmiştir. Şiirlerinde ilk başta divan şairlerine özenerek "Adli" mahlasını kullanmış daha sonrasında ise "Ömer" mahlasını tercih etmiştir. Pek çok yerler dolaşan Ömer'in Divan'ında, "Hafız Aşık Ömer" ibaresinin yer alması, çeşitli kaynaklarda saz çaldığının kayıtlı olması nedeniyle "Aşık" ünvanının verilebileceğine de işarettir.Divan nüshaları Konya yazma eser kütüphanesinde,Mevlana müzesinde,bir de Hamza Yanar nüshasının kopyası HARUN ŞEKER de mevcut ve aynı kişinin 2001 yılında Korualan Folklörü adlı lisans tezinde de bu konu daha açık belirtilirT-- (UTC)temmuz ayının 2. haftası Konya'nın Hadim ilçesinin Gezlevi(korualanda) anma şenlikleri yapılacaktır.Bu kasabada Helim Mehmet ORHAN(88yaşında)Âşık öMER'İN Soyundan olduğu kendisi tarafından da söylenmiştir.Bu konuda son dönemde Aşık Ömer üzerine Mülahazalar adlı çalışmayı da Orhan YAVUZ ve y.KARASOY yapmıştır.Halen konu üzerinde araştırmalar devam ediyor.Şuan akrabası olan Mehmet ORHAN hayattadır.Bu konuda Aşık Ömer'in ŞECERESİ adlı çalışmada da Harun ŞEKER kimlerden hangi kuşaktan olduğunu belirtmiştir.Yine Harun ŞEKER araştırmaları sonunda Konya-koyunoğlu müzesinde 3 yazma eser tespit etmiştir.5244 numarada aslından kopya edilmiş,harekesiz 80 sahifedir.1920 yılında basılmıştır.3096 ve3102 numaralarda Türkçe baskısı mevcuttur.51945 numarada da Hamza YANAR nüshasının aynısı mevcut.Ancak kenarlarında Şah İsmail hikayesi vardır.Harekeli ve tarihi yoktur.Yani şuan 3adet Konya yazma eserler de,3 adet Konya Koyunoğlu Müzesinde ve 1 adet Hamza YANAR nüshası .Hayra hizmet vakfı Nüshası , 1925 Marifet matbaasında basılmıştır.Bu yazmada Harun ŞEKER tarfından tespit edilmiştir. İstanbul Süleymaniye nüshası mevcuttur -- 13:23, 26 Mart 2008 (UTC)-- 11:26, 27 Mart 2008 (UTC)

 ÂŞIK ÖMER’İN ŞECERESİ

Uzun yıllar nereli olduğu çok tartışıldı. Aydınlı olabileceği düşünüldü. Bunun nedeni Konya’nın Hadim ilçesinde ve Ömer’in kasabası olan Korualan(gezlevi) da araştırma yapılmamasından kaynaklanmaktadır. Bölge de ekonomik şartlar zor olunca insanlar gurbete gitmekten, yaylacılıktan, hayvancılıktan eli olup ta ilmi bir araştırma yapılmamıştır. Konya’ya uzak olması bunu etkiler. Halk araştırmaları bakımından en bakir yerlerimizdendir. Sadece ‘Hadim’in Sesi’ gazetesin den başka konulara pek eğilen olmamıştır.2002 yılında oluşturduğum tez çalışmam hocalarımın ilgisini çekip, ’ÂŞIK Ömer üzerine Mülahazalar’ adlı çalışmaya etkim olmuştur.

 Bende üzerime düşen görevle araştırmalarıma devam ettim. Bunların sonucunda, bir nüsha buldum. Âşık Ömer’in sülalesinin devamı olan kişi Mehmet ORHAN ile daha, önce de 2002 de görüştüm. O zaman sadece kendi sülalesinden olduğunu söyledi ancak zaman ayırmamıştı, ilgilenememişti. Bu kez oturup epey sohbet sonunda çok değerli bilgilere ulaştım. Bunları da paylaşmak istedim. Konuşturmak çok zor oldu. İnsanların içindeki korku acaba anlattıklarımla başıma bir şey gelir korkusu çok fazla etkiliydi.. O yüzden kayıt cihazına değil de ancak yazıyla bilgilerini aldım. Öyle olmasına rağmen bazı konuları anlatmak istemedi. Mesela Âşık Ömer olduğunu tahmin ettiğimiz kişinin neden köyü terk ettiğini anlattı ama yazdırmadı.

 Ömer 17.yüzyıl şâiri olarak kabul edilir. Ahmet Kabaklı’ya göre 1707 yılında, Nihat Sami BANARLI ‘ya göre de aynı yıllarda öldüğünü, belirtiyorlar. Ancak Âşık Ömer’in doğumu hakkında Prof. Dr. Abdulkadir Karahan’ın belirttiği tarih 1651’dir.O halde ortalama 80–90 yaşında öldüğü düşünülse 1730–1740 yıllarına denk gelir. Buna göre en az 3 nesil geri gitmeyi gerektirdi. Bu da 250–260 yıl öncesine denk gelir. Bunun için en sağlam kaynağa gittik.

 Mehmet ORHAN şuan 87 yaşında ve köyün bir kaç yaşlısından biri. Ondan dinleyelim:

‘Dedem Softa gocaymış.O İstanbul’a gider gelirmiş.Softa gocanın iki oğlu bir kızı olmuş.Bu oğlanlar askere gitmiş başka geri gelmemiş.geride kalan ,kız çocuğu köyde kalıyor.Kız çocuğu onlardan diyet istiyor.

 Oğlanlarda bütün bahçeler senin olsun biz geri gelmeyeceğiz buralar sana kalacak dirler.Kalan kızla Abdulhalim dedem evleniyor.Ondan 1 kızı ve 1 oğlu oluyor.Hasan ve Fatma. Dedem, kızı Dedemli’ye veriyor. Abdulhalim dedem Tekelilerden geliyor. Softa gocanın gızı ölünce,Nasıflar dan bir gadın gelmiş.O gadının yanında birde tay geldi kız gelir.İşte o gız da Sarıçavuş İbrahim’ in garısı oluyor. İşte burada Ustalar ortaya çıkıyor.

 Benim anladığım Diğer rivayetlerle örtüşen kısım askere giden oğlanlar geri gelmiyor. Bunun sonucunda kız Softa Kocanın neslini devam ettiriyor.

Tekeli sülalesinden Abdulhalim Koca alınca kızı, Abdulhalim’den, Helimler sülalesi olarak adlandırılıyor. Tam tarihler elimizde olmayınca net olarak söyleyemesek de rivayetler uyuyor.Belki arada bir halka eskiliğinden dolayı atlanmış olabilir.Unutulmuş olabilir.Ya da tarihler farklı olabilir.

Softa Koca iki oğlan(askerden gelmezler) ve bir kız(kızın eşi Abdulhalim)den Fatma ve Hasan oluyor. (Hasan dan da) Halil, Yusuf, Mustafa, Ayşe ve Mehmet Orhan oluyor. işte askerden gelmeyen çocuğun birisi Âşık Ömer olması kuvvetle muhtemeldir. Zaten Mehmet Orhan ,Ömer’in kendilerinden olduğu konusunu tamamen doğruluyor. Ancak yalan söylerim diye bildiklerini de söylemeye çekiniyor.

 Yenice tarafındaki tarlaların Softa dedesinden kaldığını hatta köy yerinin neredeyse yarısı onların mış önceden. Bölüne bölüne sadece belirli alanlar kaldığını belirtiyor. Softa’nın Havuzu ve Gaybi yeri de eskiden kalan önemli izlerden.Birde dedelerinden anlatıla gelen şeylerden biride Softa koca sık sık İstanbul’a at sırtında gittiğini bir kaç kez dile getirdi.

 Elçin’in kısaca üzerinde durduğu söz konusu Feliks Dombrowsky

rivayeti şu şekildedir:

“...Oğlu okulu bitirdikten sonra, Abdulla Genceoğlu onu medreseye

verir. Gözleve medresesi o vakitte âlimleriyle ünlüydü..

..... Nihayet bu kıyafet yere indi ve softa Ömer’in gözleri önünde hakikaten dilberliği....... Sabah olmak üzereydi. Âşık Ömer gidip aceleyle abdest aldı ve

sonra doğru medreseye gitti. Şimdi o öncekisi gibi medreseye varmaktan

korkmadı. Aksine, oraya öyle bir istekle gitti ki, sanki ziyâfete gidiyor.

Öyle olsa da, o sakin bir softa sıfatında muallim Abla Bekir efendiyi

dinlemeye geldi ve herkesten daha kenardaki kendi yerine oturdu....

 Bu alıntılarda dikkatimi çeken iki unsuru da belirtmek isterim.Gözleve Medresesi o dönemde alimleriyle ünlüdür.cümlesi Hz Hadimi’nin medresesi Kavaklar Mevkiinde olup,medreselerin kaldırılmasına kadar öğrenci yetiştirmiştir.Hadimi medresesi o kadar ünlü konumda olmuş ki

İstanbul’dan ihtisas yapmak için geldiğini bu çevrede herkes bilir. Diğer ilginç olan da Softa

sıfatının kullanılması.Bir şekilde bu kadar rastlantı olmasa gerek.Ömer’in sülalesi Softalar dan olduğunun canlı şahidi varken hayatta daha ne diyebiliriz.

 Softa:’Medrese öğrencisi, dini ilimleri öğrenenler’ gibi anlamlarının olduğunu bilirsek,Ömer sülalesinin neden o sıfatı aldığını tahmin edebiliriz.Bir de Şu beytine bakarsak:

Ben bugün bir peri gördüm ayeti kur’an yazar(ben bugün bir güzel gördüm kur’an ayeti yazar)

Nazar ettim o mahalde sure-i Râhman yazar(Baktım o çevrede Rahman suresi yazar)

Mektebi irfâna vardım eyledim bir kere âh (ilim okuluna vardım bir kere ah ettim)

Tekke-i uşşak içinde etmedim asla günah (Aşıkların tekkesinde günah işlemedim)

Ömer’in nerelerde eğitim aldığını ailesinin nasıl bir kültüre bağlı olduğunu anlamak daha kolay olur.

 

Dedim ki: Mehmet dayı, onlardan bir şey kalmadı mı, yerlerden, havuzdan başka ev falan kalmadı mı?Saz falan yok mu dedim.O da atasından kalan evi yıkıp yerine yeniden yaptığını,eski eşyaların önem vermeyince kaybolup gittiğini,ancak diğer üvey kardeşleri olanlarda saza benzer aletin olduğunu ,ama onlarında Ahmet dayı öldükten sonra ne yaptıklarını bilmiyorum dedi.An-

cak ahırda softa kocanın bir üzengisi olduğunu söyledi.Atasından sakladığı o değerli eşyayı ahırın en değerli yerine koyduğunu fark ettim.Resmini çekebilir miyim deyince, ne değeri olacak dedi çektim,buraya koydum.

 Son olarak da Gezlevi 1971 yılında Korualan Kasabası olurken Belediye cadde ve sokak isimleri verirken daha o dönemde Kırım bile gündemde yok,Aşık Ömer hakkında pek fazla araştırma ve bilgi yokken dahi Mehmet Orhan’ın oturduğu mahalleye, Âşık Ömer isminin verilmesi ,pek çok araştırmacının o dönemi atlamaları da bir eksikliktir.Kırımlı iddialarını ortaya atan ünlü araştırıcıların bari bunu kaçırmamaları gerekirdi.Ama bu yörelerdeki araştırıcılar arttıkça pek çok yanlışlar düzeltilecektir.

 

HARUN ŞEKER   araştırmaları için teşekkür ederiz.12.05.2010