KORUALAN BELEDİYESİ

 

 

 

Ana Menü

 Ana Sayfa

 Başkanımız

 Meclis Üyelerimiz

 Muhtarlarımız

 Aşık Ömer

 Mesaj Defteri

 Tarihçe

 Tarım

 Faaliyetlerimiz

 Bağlantılar

 Kasabamızı Tanıyalım

İLETİŞİM

Tel:0332 4146179

Fax:0332 4146195

korualan@hotmail.com

 

 

        

 

 

 

 

 

 

 

 

Mevlüt Yanar (Artaştırmacı)

Gezlevi (Korualan) Tarihi

Tarihi kaynaklarda yer almayan (En azından şimdilik önemli bir kayda rastlamamış durumdayız.) yerleşim biriminin tarihini yazmak çok zor.Onun için biz bu konuda görüşlerimizi yazmadan önce konuyla ilgili elimizde hangi bilgi ve belgeler var,onları listeleyelim.

1.Osmanlı-Karamanlı münasebetleri

2.Yörükler,Oğuzlar hakkında yöreyle ilgili bilgiler

3.Halk anlatımları (Efsaneler,söylentiler…)

4.Konuşulan dil ve özellikleri (Kelime ve deyimler,şive…)

5.Yöredeki viran yerleri

6.Mezarlar,mezar taşları

7.Yaşayan kültür

8.Komşu yörelerin mevcut tarihi bilgileri

1.Osmanlı-Karamanlı Münasebetleri

Osmanlılar Karamanlılarla ilk savaşı 1386 yılında I. Murad döneminde yaptı.Konya yakınlarında Karamanlılar yenildi.Bayezid bu savaşta Yıldırım unvanını aldı.Alaaddin Bey kaçarak Konya kalesine sığındı.Zevcesi Nefise Melek hatun,babası I.Murad’a giderek af diledi.

Niğbolu zaferinden sonra Yıldırım Bayezid Karaman seferine çıktı.Konya önünde iki gün iki gece süren bu savaşı Osmanlılar kazandı.Konya teslim oldu.Alaaddin Bey esir alınıp başı vuruldu.Yıldırım Larende’ye girdi.1397 de Göksu’ya kadar Karaman ülkesi Osmanlıya bağlandı.Karaman Beyliği de Osmanlı’ya bağlandı.

1414-1415 de iki defa Çelebi Mehmed Karaman seferi yaptı.Halasının oğlu olan Karaman Beyi II.Mehmed’i affetti.

II.Murad Bey Karamanoğlunun Osmanlının zor zamanlarında saldırılarından bıkıp usandığı,Balkan fetihlerini engellediği için Karaman seferine çıkıp Karaman Bey’i İbrahimi takiben Bozkır’a kadar geldi.Karaman ülkesi yakılıp yıkıldı ama İbrahim Bey yakalanamadı.

1466 da Fatih Sultan Mehmed Konya’ya girerek şehri Karaman eyaletinin başşehri yaptı.Vezir-i azam Mahmud Paşa Karaman’ı aldı. Konya’da Osmanlı parası bastırlıdı.Fatihin oğlu şehzade Mustafa beylerbeyi olarak Karaman tahtına Konya’da oturdu.

Fatih döneminden sonra Karamanlılar Torosların kuzey yamaçlarında etkili olamadılar.Silifke yöresinde zaman zaman ortaya çıkıp sonra tarihten silindiler.

Soru; II. Murad Karamanoğlu İbrahim Beyi Bozkıra kadar kovaladığında İbrahim Bey nereye kaçmış saklanmış olabilir?

Gezlevi???? Belki…Bir ihtimal…..

2.1.Yörükler ( Bu kitapta bizi ilgilendiren bilgiler)

Kitap Prof Dr.Mehmet Eröz tarafından yazılmış,İstanbul’da 1991 de basılmıştır.

Sayfa 23.Kayseri Niğde Adana Maraş havalisinde Yörüklere (Aydınlı) denildiği görüldü.

Sayfa 29. Sultan dağındaki (Yörükler Giyi Dağı-Geyik Dağı diyor.Akseki -Hadim arasındadır.) yatıra havali Yörükleri Ağustosta ziyarete gidip kurban keser,iki rekat namaz kılarlar.

Bekar erkekler, “Dolandım geldim ocağına,bir kız ver kucağıma”,çocuksuz kadınlar;” Dolandım geldim ocağına bir evlat ver kucağıma “ derler.Konya’dan bile gelenler olurmuş.

Kayseri Pınarbaşı Söğütlü köyüne yerleşen Aydınlı diye anılan Göğebakanlı aşiretinin kadınları “Yıldız görmedik bu taş evlerde nasıl oturak” diyorlardı.

Sayfa 239 .Aydınlı aşiretlerinde (Uzunyayla’da) iki türlü koyun vardır.Kıcık ve mandak…

Sayfa 266.Çukurova İmren köyünde 1882 de İskan edilen Karatekeli aşiretinden Ahmet Ali Gevik “Dedelerimiz Aydın yaylalarından gelmiş,bize aydınlı derler” demiştir.

Soru……Gezlevi’deki “Aydına gitmek”,”Aydıncı gitmek”deyimleri ile Aydınlı Yörüklerinin bir ilgisi olamz mı?

Soru….Aşık Ömer “Vatanı aslimiz Aydın elidir

Tehi sanman Ömer Gezlevilidir” derken acaba Gezlevililerin Aydınlı Yörüklerinden olduğundan mı bahsediyor? Kanaatime göre Aydınlı aşiretinin yaşadığı geniş mekan Aşık Ömer zamanında Aydın İli (eli) olarak adlandırılmaktadır.Nitekim Konya Ereğli arasındaki geniş yaylaya da Turgut İli denmekteydi. Ne yukarda bahsedilen Yörükler bugünkü Aydın vilayetinden Kayseri veya Çukurova’ya göçmüşlerdir.Ne de Gezlevililer Aydın şehrindendirler.

Dil ve kültürel unsurlarımızın bu Aydınlı Yörükleriyle karşılaştırılması gerekmektedir.

Mesela Sarıkeçili aşiretinde sofra altına “meldir” denilmekte olduğu,diğer Yörük aşiretlerinde ise “Sora “ “sofra” dendiği aynı kitapta belirtilmektedir.Mıhlıoluk civarında otlakiye alan bir sarıkeçiliye 2007 mayısında “Siz sofra altına ne dersiniz ? “dediğimde “mendil” cevabını aldım.Gezlevililerde sofra altına mendil demektedir.Acaba Aydınlı Yörükleri ile hangi ortak kelimelerimiz mevcuttur. Bahsedilen yerlerde bulunan ziyaretçilerimizden konuyla ilgili destek bekliyoruz.

2.2..Oğuzlar

Oğuzlar kitabı Prof Dr. Faruk Sümer tarafından yazılmıştır.Eser İstanbul 1992 baskılıdır.

Sayfa 148..İç-il II Bayezid devrinde Bozkır (1481-1512) kazasında yarı göçebe de olsa hiçbir oymağa rast gelinmediği gibi,Hıristiyan azınlığı da yoktu.Bir çok yerde olduğu gibi Bozkır’ Rumlar xıx.Yüzyılda gelmişlerdir.

Soru; Dönemin kayıtları incelenerek Gezlevi’nin II.Bayezid zamanındaki durumu anlaşılamaz mı? (Osmanlı tarihçilerimiz mevcut.Mehmet Mercan Bey’e selamlar. Kısa zamanda bu kaynağa ulaşabilir.)

Bu bilgiden komşularımızın hepsinin yerleşik müslümanlar olduğunu anlamaktayız.

Sayfa 149….Konya,Niğde,Kayseri ve İç-il ‘de (Torosların kuzey yüzü) xvı. Yüzyılda 143254 hane Türk,2448 hane Hıristiyan yaşamaktadır.

Sayfa 134. Nureddin Sufi oğlu Karaman İç-el’de Ermenilerle mücadele etmiş ve Aksarayi’ye göre 1261 yılında Konya yakınlarında Selçuklularla kanlı bir savaş yapmıştır.1277 de Konya’yı alan Karamanoğlu Mehmet Beğ,Cimri’yi sultan yapmış,kendisini de vezir yaparak Türkçe konuşulmasını emreden fermanını yayımlamıştır.

Müverrih Karamanlıları “Kızıl börklü ve ayağı çarıklı “ olarak vasfediyor.

Kanaatime göre Karamanlılar İç-el de Ermenilerle mücadele ederken Gezlevililer de Perşembe civarında aynı mücadeleyi yapmış,sayıca az olduklarından dolayı halk anlatımında da belirtildiği gibi Asarlık Söğüt Holuslar ve Gederet halklarından yardım isteyerek onların yaylaya yerleşmesini sağlamıştır.

Sayfa 133. xııı.yüzyılın ilk yarısında şehirlerde Hıristiyan unsur önemli,iknci yarıdan itibaren ehemmiyetlerini kaybettiler,xıv.Yüzyılda da azınlık durumuna düştüler.

2.3..Büyük Türkiye Tarihi…Yılmaz Öztuna ..Cilt 2 sayfa 5.1308 yıllarında Karamanoğulları Hadime sahiptiler.

Sayfa 11… 1332 de Karamanoğulları 750 000 nüfusa sahiptiler. Beylikler döneminde Anadolu nüfusu 5 000 000 kadardır.Ülke bayındır haldedir. (Dikkat Kurtuluş savaşı yıllarında da Anadolu nüfusu 12 000 000 kadardır.) 1330-1340 yıllarında Anadolu 13 000 000 nüfusa sahiptir. Bu sayıya bugünkü Türkiye topraklarından o zaman elimizde bulunmayan İstanbul ve Trakya gibi Bizans,Çukurova gibi Ermeni Krallığı,Doğu Karadeniz gibi Rum devletlerinin nüfusları dahildir. ( Bu yıllarda İngiltere 2,5 milyon,Fransa 12,5 milyon nüfusludur.) Yani Anadolu nüfusu düzgün bir artış göstermemiş zaman zaman azalmıştır da…

2.4.Selçuk Üniversitesinden Yrd.Doç.Dr.Hüseyin Muşmal ‘dan,Prof Hasan Bahar şu bilgileri Gezlevi.Com’a göndermişti.

1840 Yılında Gezlevi 58 haneli bir köydür.İmamı Hacı İbrahim Efendidir.

Muhtar-ı Evvel (Muhtar) Seyyid Ali Efendi,

Muhtar-ı Sani (Muhtar yardımcısı veya ikinci muhtar) Mehmet Efendidir.

Koca Fazlı,Karaaliler,Topal İsmail,Ahmed Efendi Oğlu Rasih Efendi (Galiba muhtar heyeti olacaklar.)

Kanaatim;Yaşlılardan dinlediğimiz köye ilk camiyi Hadimli hayırsever bir kadın yaptırmış,bu cami küçük işlemeli kapı ve pencereleri olan bir binaymış ,bilgisini düzeltmemiz gerektiği yolundadır.1840 Yılında resmi kayıtlara göre 58 hane olan Gezlevi ve İmam Hacı İbrahim Efendi mutlaka camiye sahiptiler.Belki o caminin yerine güzel küçük bir camiyi hayırsever Hadimli yaptırmıştır.

2.5. Prof. Osman Turan’ın Seçuklular zamanında Türkiye kitabı ile Prof Enver Ziya Karal’ın Osmanlı Tarihi kitaplarını incelerken gördüğüm şu bilgiler de bizim için önemlidir.

Büyük Sultan Alaaddin Keykubad döneminde 1220 lerde Silifke’ye kadar olan bölge Ermeni’lerden fethedilir. Lala Kamerüddin Hadim Bey bu yöreye vali olarak atanır.Bu yüzden Sarıoğlandan Silifke’ye kadar olan yerler Hadim eli olarak adlandırılır. Daha sonra bu isim bu günkü Hadim ilçesinin olur.

3.Halk anlatımları hikayeler,duyumlar,bilmeceler…gibi çok çeşitlidir.

3.1.Köyün Kuruluşu;İlk önce köye üç kişi gelmiş,biri arı taşına,biri Gaybi yerine (Helimlerin evi civarına) bir de Belen’e yerleşmiş.Gaybi yerindeki bir müddet sonra kaybolmuş.Gaybi yeri adının ördeğe düşüp bataklık içinde kaybolan öküzden dolayı verildiğini Teyzem Menevşe Ural söyledi. Kaybolan kişiden dolayı bu ismin verildiği de söylenmektedir.

3.2.Seyid Bayram Veli Hazretleri ilk önce Gezleviye yerleşir.Kızılbük’teki çayırlığa atını çakarmış.(Sikke denilen bir demir kazık ve zincirle).Atının sikkesini çalı çalıvermişler oda kızmış köyü terk etmiş.Dedemköyü’ne yerleşmiş.Giderken Gezlevi’ye “Çok kazanasınız da bereketi olmaya” diye beddua etmiş. Dedemköyü’ne de az kazanasınız da bereketli ola diye dua etmiş.Gerçi Dedemköylüler köylerini Seyyid Bayram Velinin kurduğunu söylerler.Muhtemelen doğrudur da.Yukarı Pınar’a asasıyla vurunca sular fışkırdığı anlatılır.Çünkü hizmetçisi (kölesi siyahi kişiyi) aşağı dereye suya göndermiştir,ama derede balıkları gören hizmetçi gecikmiştir. Böylece pınar başına yerleşilerek Dedemköyü kurulmuştur.Bu efsaneye göre Gezlevi Dedemköyü’nden daha eskidir. (Seyyid Bayram Veli ile Kardeşi Kurt Musa hakkında “Köpeklerin Kurt Ola “ hikayesini Gezlevi.Com da anlattım.)

3.3.Perşembe Buzyeri ve Asarlık yaylaları buralara sık sık baskın yaparak malımızı çalan fellahlara karşı korunmak için Söğüt,Holuslar,Gederet ve Asarlık köylerinin yayla yerleşimine Gezlevililerin isteğiyle açılmıştır. Bu Adanadan gelenler kanaatimce Klikya Ermeni krallığı mensuplarıdır.Ama başka bir güç te olabilir.(Korsanlar,diğer Türk aşiretleri,eşkiyalar vs. gibi)

3.4. Mahmut Yanar (Rahmetli dedem) Perşembeden bu kişileri yine Gezlevili bir kişinin reislerini öldürerek kovduğunu anlatmıştı.

3.5.Nurullah Aydın (Rahmetli) Bu yaylalara gelenlerin Aladağ –Yerköprü,Hadim,Yanıkharman,Ballıca yolunu kullandıklarını söylemişti. Eğer bu yol o yıllarda kullanıdıysa gelenlerin Klikya Ermenileri olduğu iddiası güçlenir.

Konuyla ilgili bilgilerin verilmesine devam edilecektir.Ancak diğer husuları irdelemeden önce kısa bir tarihçe verelim.Çünkü diğer çalışmalar ve yazımı zaman alıcı niteliktedir.



GEZLEVİ TARİHİ

Anadolu Selçuklu Devleti’nin haşmetli çağında yani Uluğ Keykubad zamanında (1220 li yıllar) Konya’nın güneyindeki dağlık bölge Silifke’ye kadar fethedilmiş, Yörede ki Ermeni garnizonları temizlenmiş ve buralara Türkmen nüfus yerleştirilmiştir. Yörenin yönetimi Kamerüddin Hadim Lala’ya bırakılmış ve bu başarılı vali on yıl süreyleyle yönettiği bu topraklara kendi adının verilmesine neden olmuştur.Belviran –Silifke arası Hadimeli olarak anılmaya başlanmıştır.

İşte bu dönemde üç Türkmen ailesi halk rivayetlerinde de belirtildiği gibi Gezlevi’ye yerleşmiştir. Yine bu dönemde Moğollar,Maveraünnahir ve Horasanda yoğunlaşmış bulunan Türkmen nüfusu kovalayarak Anadolu’ya yığılmalarına neden olmuş,Selçuklu Konya Sultanlığı bu Türkmenleri uçlara yeni fethedilen topraklara yerleştirme gayreti içinde olmuştur.

Bu Türkmenlerden Avşar,Çetmi,Kınık gibi boylara mensup olanlar yerleşim yerlerine kendi isimlerini vermişler.Bazı Türkmen grupları ise yerleştikleri yerin özelliklerine göre köylerini adlandırmışlardır. Gezlevi’ye yerleşenler muhtemelen ,köyün arazi yapısı gereği ve ormanlar dolayısıyla kurulan evlerin uzaktan görülmemeleri nedeniyle gelip giden yolcularca Gizli Ev olarak adlandırılmıştır.

Batımızda Seyyid Bayram Veli hazretlerince kurulmuş bulunan Dedemköyü kurucusunun adıyla anılmış,Kuzeyimizde bulunan Gerez ise kurucuları olan Gerkes Türkleri oymağının adını almıştır.

Selçuklulardan sonra Karamanoğulları yönetimine giren yöremiz güney ve güneydoğudan gelen saldırılar hariç coğrafi konumu gereği nispeten sakin bir dönem yaşamıştır. Bu dönemde İç Anadolu’ ya hakim olan İlhanlı (Moğol) yönetiminden kaçan bir çok yönetici ve oymaklara da sığınaklık görevi yapmış,nüfusunda sık sık büyük değişiklikler görülmüştür.

Güneyden Aliyya’ya hakim olan yerel krallar,korsanlar,güneydoğudan Ermeniler sık sık yağma amaçlı akınlarda bulunmuşlar,sığır davar,çor çocuk götürmüşlerdir.Zaman zaman tersi olmuş Türk gruplar da bu akınlara karşılık vermişlerdir.

Osmanlı Karamanlı çatışmasının ilk yıllarında da yöre sakindir ama bu savaşlar için Karamanlılar yöreyi asker deposu olarak görmüş,Asya’dan yeni göçmen gelişi de azaldığından bu durum yöre nüfusunda azalmaya yol açmıştır.

1440 lı yıllarda II.Murad Karamanlıları takiben Bozkır’a kadar gelince Karaman askerlerinden büyük bir kitle yörede siperlenerek mücadeleyi sürdürmüşlerdir.Artık 30-40 yıl süreyle yöre çatışma alanı durumunda olup Osmanlı-Karamanlı sorunu çözülünceye kadar halkın huzuru kaçmıştır.

Bu dönemlerde halk büyük ölçüde hayvancılıkla geçimini sağlamıştır. Ancak yerleşik kültürün gereği olarak kendi ihtiyaçlarını giderecek nitelikte ziraatla da uğraşmışlardır.Arpa,darı,pamuk yetiştirilen temel ürünlerdir. (Gezlevi’de pamuk yetiştirildiğini Rahmetli Ramazan Sakarya hatırlamaktaydı.Eski mezarın önünde Azap Kocanın tarlasında ekilirdi demişti.).Yetiştirilen pamuk ve yün kıl kullanılarak giysiler üretilmektedir. 1277 de Karaman askerleri kızıl börklü ve çarıklıdır. (Bu gün çok kullandığımız domates ve patates,Amerikanın keşfinden sonra Avrupa’ya oradan da Türkiye’ye gelmiştir ki bu tarih yöremiz için çok yenidir.Sabri Ulucan Bey’in babası Çavuş Kocanın anlattığına göre ;onun çocukluğunda yani 1900 yıllarında ilk defa domates yetiştiren Gezlevililer kızaran domatesleri çürümüş diye atarlarmış.Dedemli’de 20 yıl kadar önce yüz küsür yaşında ölen Gedik kızı da patatesin onun çocukluğunda köylerinde ekilmeye başlandığını söylermiş.)

Fatih Sultan Mehmed, Karamanoğlu ülkesinin esaslı ve mükemmel bir tahririni yaptırmıştır.(Osmanlı Tarihçimiz Sayın Mehmet Mercan bu konuyu zaman bulunca araştırmalıdır.) II Bayezid dönemine ait yukarda belirtiğimiz kaynak,bu dönemde hiçbir göçer aşirete ve Hıristiyan unsura rastlanmadığın belirtmektedir ki.bu bilgi en azından köylerimizin o tarihte yerleşik olduğunu gösterir.

Osmanlı döneminde yöre stratejik önemini nispeten yitirmiş de olsa,Aliyya-Konya kervan yollarının üzerinde oluşu,Gerişteki Simli Kurşun madeninin işletilmesi,yöre hayvanlarının etinin lezzetli oluşu,dokumalarının aranır oluşu ,halkının cesur ve güvenilir oluşu yüzünden sık sık devlet kademelerince hatırlanmıştır.

Osmanlı toprak nizamı gereği Gezlevi ve çevre köyler muhtemelen Hocaköyü’nde kendisi veya vekili oturan tımar sahipleri veya mültezimlerin yönetimindeydi. Padişah ikinci Mahmut tımar sistemini kaldırınca yeni statü kazanan Gezlevinin 1840 tarihinde ki Muhtarı Seyyid Ali Efendi olup,58 haneli bir köydür.1900 lü yıllarda Muhtar olan Hasan Efendinin 33 haneye salma saldım demesi geçen zaman zarfında savaş ,salgın hastalık ve belki de göç yüzünden köyün nüfusunun azaldığını göstermektedir. (Bu arada çoğumuzun anası 1940 lı yıllarda bile sadece kızamık hastalığının bir günde 22 çocuğun ölümüne neden olduğunu görmüşlerdir. Dedem Ramazan Sakarya ise Çanakkale savaşına 70 Gezlevili erkeğin katıldığını ,çoğunun geri dönmediğini söylemiştiki,birisi Mahmut Dedemin kardeşi Mehmeddir.)

Hocaköyündeki bu yöneticilerin veya mal sahiplerinin torunları yakın yıllara kadar Dolhanlar altındaki cevizleri indirmeye gelirlermiş. Gezlevi’deki değirmenler de bu sebebten Dedemköylü veya başka yabancılardan satın alınmıştır.

Hadim yöresinin tımar sahibi veya mültezimleri olanlar da Yenice mıntıkasına kadar olan arazilerin yönetimini ellerinde tutmaktaydılar ki geçiş döneminde şöyle veya böyle toprakların mülkiyetlerini ellerine geçirmişler ve sonra satmışlardır.

Gezlevi’de medresenin mevcudiyeti konusu tam bilinmese de önemli bir öğretim eğitim geleneği vardır.Uzun yıllar Gerezli,HacıYunuslarlı ve diğer köylerden öğrenciler Gezlevi’de eğitim görmüşlerdir.

Devlet otoritesinin yetersiz kaldığı 1920 li yıllarda Gezlevi’de efeler türemiş,Bozkır isyanlarına katıldıkları gibi köy içinde cinayetlerin artmasına neden olmuşlar,birbirlerini vurmuşlardır.

1926 Yılına Kadar Bozkır kazasına bağlı olan Gezlevi 1926 yılında Hadim’in yeniden kaza yapılması üzerine Hadim’e bağlanmıştır.

Cumhuriyet döneminde bütün ülkede olduğu gibi nüfus hızla artmış (1927 de ülke nüfusu 13 milyon 2007 nüfusu 65 milyon. Artış beş kattır.Gezlevi bugün 2100 1927 de ise 2100:5=420 dir yani 60 hane kadar.) ve 1967 yılında adı Korualan olarak değiştirilmiştir.(Bu isim değişiklikleri insanların ve ülkelerin geçmişle bağlarını koparmaları açısından son derece mahzurlu olmuştur. Üstelik köyümüzün adının Türkçe olmadığı iddiası devletin vatandaşına bakış açısını göstermesi açısından da kınanması gereken bir durumdur.Öz be öz Türkçe olan Gezlevi kelimesi değiştirilirken,ülkenin bazı topraklarına Kapodakya,Pamfilya gibi isimleri bizzat devletin de kullanması ne kadar garip.) 1971 yılında çevre köylerin verdiği nüfus desteğiyle kasaba olan Gezlevi kendi imkanlarıyla içme suyu ve kanalizasyon yatırımlarını gerçekleştirmiştir.Ancak gerekli teknik ölçümlere uymadan gerçekleştirilen bu hizmetler sürekli sorun üretmekte ve yetersiz kalmaktadır.

2007 Yılı resmi nüfus sayım sonuçları açıklanmamış olmasına rağmen kasaba nüfusunun 2100 civarında olduğu tahmin edilmektedir.

Kasaba çağın gerektirdiği teknolojik imkanlara sahip olup,ilköğretim ve lise okullarıyla,sağlık ocağına sahiptir.12.05.2010